Kayıtlar

Şah İsmail'in kaleminden Kızılbaşlık (Nasihatname)

Nasihatname, Şah İsmail tarafından Kızılbaşlar için kaleme alınan mesnevi tarzı bir eserdir. Kızılbaşlığın ruhani ve siyasi lideri olarak, Şah İsmail Hatai'nin kaleme aldığı eser de Kızılbaş inancının temelini ortaya koymaktadır. "Yakin bil doğruluk dost kapusıdur Hakikat aleminun tapusıdur. Kimin kim olmaya özr ü niyazı Kabul olmaz niyazı, hem namazı. Özüni meskenet yolunda hak et Bu cismi marifet abında pak et. Ki, menlik menzilin mahveyle daim, Olagör aşkile hidmetde kaim." (S.28) [...] Haberdar olasan Hak canibinden, Çıha zat-ı şerifun küfr u kinden İrişe haline aşk-ı ilahi, Ola canında her dem derd-i ahı" (s.30) Şah İsmail burada dünyevilikten kopup, benlik anlayışından kurtulmaktan söz etmekte. Bu anlayış bütün tasavvufi yollarda var olan ve amaçlanan bir şeydir. Yani dünyevi ihtiyaçları geride bırakmak ve kendini Allah'ın yoluna bağlamak. Şah İsmail ayrıca kurtuluş yolunun İmam Ali yoluna girmekten başladığını savunur. "Mühibb-i Şah olan dermande kalm...

Refet - Bir Müslüman Türk kadınının bağımsızlık mücadelesi

Resim
Bugün size bir kitap tanıtmak istiyorum ama kitaba girmeden önce bu betiğin yazarı ile ilgili konuşmak daha mantıklı olur. Fatma Aliye Hanım, Türk edebiyatının ilk kadın yazarlarından biridir. Kendisi 1862 yılında Ahmet Cevdet Paşa ve Adviye Rabia Hanım'ın kızı olarak doğmuştur. Bir çok Türkçe eser bırakan Aliye Hanım, Nigar Hanım ve Makbule Neman gibi kadın yazarlar ile birlikte Osmanlı alemindeki kadınların durumu ve sorunları ile ilgili yazılar yayınlamıştır. Sözetmek istediğim eser, 1898 yılında kitap olarak yayınlanmış Refet adlı betiktir. Turkuvaz yayınevi tarafından Arap harflerinden Latin abecesine aktarılan ama kullanılan dile dokunulmayan kitapta önemli konular ele alınmaktadır. Tarih eserlerini okumayı sevsemde, tarihle ilgilenen arkadaşlara o dönemlerde yazılmış romanları da okumayı öneririm, çünkü bu romanlar bize yönetici kesimin içinde bulunmayan halkın sorunlarını da göstermektedir. Ben de örneğin Osmanlı dönemi ile ilgili rüyalar-düşler görürken kendimi bir paşa ol...

Atalarımız nasıl konuşurdu?

Atalarımız nasıl konuşurdu?   Dil konusu ile yeni uğraşmaya başlamış her kişi kendisine bu soruyu sormuştur. Hatta okulda " Türkçeyi Atatürk yarattı, atalarımız Osmanlıca konuşurdu " gibi bilgisizce yorumlarda bulunan kişiler ile yüz yüze geldiğim de olmuştur. Gerçi bilgisiz olan insanların bu tür görüşlere sahip olması bence doğal bir şey, çünkü Osmanlı eserlerinin diline baktığımızda orada kullanılan dilin ve çağdaş dilimizin aynı olmadığını görüyoruz. Peki neden? Osmanlı edebiyatının sorunu şu ki; Türkçeyi iki bölüme ayırmıştır . Bir yanda fasih Türkçe olarak da anılan edebi dil , diğer yanda kaba Türkçe olarak anılan ve genelde sadece konuşulan , nadiren yazılı dil olarak da kullanılan halk dili . Yani Baki ve Nabi gibi divan şairlerimizin dilini anlamıyorsanız bu Türkçemizin değiştiğinden, aynı Türkçe olmadığından kaynaklanmamakta. Emin olabilirsiniz ki Nabi ve Baki ile aynı çağda yaşamış Türkler de o kullanılan dili anlamıyorlardı , çünkü onların eserleri toplumun...

Lübnanlı tarihçinin gözüyle Osmanlı, Ortodokslar, Araplar ve Kürtler

Lübnanlı Tarihçi Dr. Abdul Raouf Sinno'nun kaleminden Osmanlı'nın çöküş döneminde Kürtler, Araplar ve diğer azınlıklarla yaşanan sorunlar.  Ortodokslar; Osmanlı güçlü bir islamlaştırma ve Türkleştirme siyaseti uygulamamış, ve Rusya'nın Sibirya'da, ya da İspanyolların Amerika'da yaptığı şekilde soykırımlar düzenlememiştir. Bundan dolayı 18. ve 19. yüzyılda Balkanlar ve Anadolu'nun büyük bölümü hala Ortodoks inancına mensuptu. Dr. Abdul Raouf'a göre kendisini Bizans'ın devamı olarak gören Rus Çarlığı, Ortodoks inancını kullanarak, 'Pan-Ortodoksizm' denilen siyasi görüşü bulmuştur. Bu ideolojiye göre Rus Çarlığı bütün Ortodoksların koruyucusudur ve bütün Ortodokslar Rus yönetimi altında yaşamalıdır. Rus Çarlığı, Ortodoksların koruyucusu olarak, Osmanlı'nın iç işlerine karışmış, Ortodoks azınlıkları Osmanlı'ya karşı kışkırtarak ayaklandırmaya çalışmış ve başarılı olmuştur. (s.27-28) 93 Harbi'nden dolayı Osmanlı 444.000 km2 toprak ve altı ...